Project FactoryProjelerde sürdürülebilirlik denince çoğu kişinin aklına aynı tür cümle gelir: "Proje bittikten sonra da faaliyetler devam edecektir." Bu cümle kulağa iyi gelir ama tek başına zayıftır. Çünkü burada devam edecek olan şeyin ne olduğu, bunu kimin yapacağı, hangi kaynakla yapacağı ve gerçekten neden devam edeceği belli değildir. Sürdürülebilirlik, faaliyet takviminin uzaması değil; proje sayesinde ortaya çıkan değerin yaşamaya devam etmesidir. İlk kontrol noktası budur: Projeniz bittikten sonra ortada yaşayacak ne kalacak?
Burada önemli bir ayrım var. Bir proje içinde yapılan her şey sürdürülebilir olmak zorunda değildir. Örneğin bir açılış toplantısı, bir lansman günü ya da tek seferlik bir eğitim kampı doğası gereği geçicidir. Bunların sürdürülebilir olması beklenmez. Ama bu faaliyetler sonucunda ortaya çıkan bir yöntem, bir rehber, bir eğitim modeli, bir iş birliği mekanizması, bir yerel ağ, bir dijital içerik havuzu veya kurum içi yeni bir çalışma biçimi sürdürülebilir olabilir. Bu nedenle sürdürülebilirliği konuşurken faaliyetten çok sonuç ve kullanım mantığına bakmak gerekir.
Bir belediye düşünün. Erasmus+ kapsamında gençlere yönelik dijital katılım atölyeleri düzenliyor. Proje boyunca altı atölye yapıldı, gençler fikir geliştirdi, bazı araçlar kullanıldı. Proje sonunda belediye "sürdürülebilirlik sağlanacaktır" diye yazıyor. Ama nasıl? Eğer proje sonunda sadece yapılmış etkinlikler ve birkaç fotoğraf kalıyorsa, burada güçlü bir sürdürülebilirlik yoktur. Ama belediye, proje sürecinde geliştirilen atölye akışını gençlik merkezinin yıllık programına dahil ediyor, iki personeli bu modeli yürütmek için görevlendiriyor ve materyalleri açık kullanım için saklıyorsa, işte burada sürdürülebilirlikten söz edilebilir. Çünkü proje bitse bile model kurum içinde yaşıyor.
Başka bir örnek üzerinden düşünelim. Bir okul, kapsayıcı sınıf ortamı için öğretmenlere yönelik araç seti geliştiriyor. Proje süresince eğitimler veriliyor, pilot uygulamalar yapılıyor. Eğer proje bitince bu araç seti bir klasörde kalıyorsa, sürdürülebilirlik iddiası zayıf kalır. Ama okul yönetimi bu araç setini yeni öğretmen uyum sürecine dahil ediyor, rehber öğretmen sorumlu oluyor ve yılda iki kez iç eğitimde kullanmayı taahhüt ediyorsa, burada sürdürülebilirlik somut hale gelir. Demek ki temel soru şudur: Sonuç kullanım içine giriyor mu, yoksa sadece proje çıktısı olarak mı kalıyor?
Burada sık yapılan hata, sürdürülebilirliği sadece bütçe bulma meselesi sanmaktır. Evet, bazen ek kaynak gerekir. Ama her sürdürülebilirlik planı yeni bir hibe ya da yeni bir finansman anlamına gelmez. Bazı sonuçlar mevcut kurum kapasitesiyle devam eder. Bazıları gönüllü ağlar sayesinde sürer. Bazıları mevcut birimlerin görev tanımına alınır. Bazıları ise başka bir kurum tarafından sahiplenilir. Bu yüzden sürdürülebilirlik planı yazarken ilk soru "sonra buna para nereden bulacağız?" olmamalıdır. İlk soru "bunun yaşamaya devam etmesi için gerçekten ne gerekiyor?" olmalıdır.
Sürdürülebilirliği anlamanın en pratik yollarından biri şu üçlü çerçeveyi kullanmaktır: ne devam edecek, kim devam ettirecek, neden devam ettirecek? "Ne" kısmı, sonucu netleştirir. Bir eğitim modülü mü, yerel iş birliği ağı mı, dijital platform mu, mentorluk sistemi mi? "Kim" kısmı sahipliği netleştirir. Koordinatör kurum mu, ortak kurumlar mı, hedef grup mu, yerel yönetim mi? "Neden" kısmı ise gerçekliği test eder. İnsanlar gerçekten buna ihtiyaç duyduğu için mi devam edecek, yoksa sadece başvuruda iyi dursun diye mi yazılıyor? Bir şeyin sürdürülebilir olup olmadığını anlamanın en hızlı yolu, bu üç soruya dürüst cevap vermektir.
Saha gerçekliğinde sürdürülebilir olan şeyler genelde üç özelliğe sahiptir. Birincisi faydası görünürdür. İnsanlar işe yarayan şeyi bırakmak istemez. İkincisi uygulanması makuldür. Çok karmaşık, çok pahalı, çok kişiye bağımlı yapıların yaşaması zordur. Üçüncüsü bir kuruma ya da topluluğa bağlanmıştır. Sahibi olmayan sonuç uzun yaşamaz. Projenizi düşünürken şu soruyu sorun: Benim önerdiğim sonuç faydalı mı, uygulanabilir mi, sahiplenilebilir mi?
Sürdürülebilirlik yazarken değerlendiricinin kafasındaki görünmez sorular şunlardır: Bu gerçekten kullanılır mı? Bunun bir sahibi var mı? Bunun için gerekli minimum kaynak düşünülmüş mü? Proje ekibi çekildiğinde sistem çöker mi? Hedef grup veya kurum neden buna devam etsin? Bu sorulara metnin içinde cevap veremiyorsanız, sürdürülebilirlik kısmı genel kalır. Güçlü metinler büyük söz vermez; mantıklı devam zinciri kurar.
Bu modülden çıkarken aklınızda şu netlik olmalı: Sürdürülebilirlik, proje faaliyetlerinin uzaması değil; proje sayesinde oluşan faydanın, yapıların, araçların veya iş birliği biçimlerinin proje sonrasında da kullanılmaya devam etmesidir.